Temmuz’da İran Çok Sıcak Oluyor – Bölüm (1)

Bu yazıyı paylaş...Share on Facebook0

Temmuz’da İran çok sıcak oluyor!

Bu gezi raporu 2005 yılında düzenlediğimiz keyifli İran yolculuğunun ardından, Ahmet Gümüş tarafından büyük bir özveri ile hazırlanmış olup, kırmızı eklemeler Tümer Tombuloğlu ( ruzgarin babasi ) mavi eklemeler ben Cem Kırmacıoğlu tarafından yapılmıştır.

İlgi çekici olması ve sıkmaması için günlük bölümler halinde ayrılmıştır. Rapora mümkün olduğunca öz resimler koymaya çalıştık.

Gezi Grubumuz;

Tümer Tombuloğlu – ruzgarinbabasi- 1997 XT600e
Ahmet Gümüş – agbandit- 2003 XT600e
Cem Kırmacıoğlu – jpanderson 2002 Caponord

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (1)


1.GÜN

Bu yaz yapacağımız tura bir türlü karar vermemiştik. İzin tarihlerimiz önceden belli olduğundan ve gideceğimiz rotaya ise çok geç karar verdiğimizden Temmuzda İran’a gitmek gibi bir plan çıktı ortaya…

Asıl niyetimiz Güneydoğu Turu yapmak (Temmuz’da İran a gitmek planı Ahmet Gümüş ün fikridir. Ulan Ahmet alacağın olsun o sıcakta beynimizi pişirdin ama iyi gezi oldu doğrusu Hanımlardan izin alma konusunda geçen seneden antremanlı olduğumuz için bu sene bir zorluk çıkmadı. Kılıbıklar evden izin alma konusunda benimle temasa geçebilirler.) (Bekarlık sultanlık diye boşuna söylememiş atalar. Bir bildikleri var demek ki.)

Her zamanki gibi hareket noktamız Akçakoca. Aşağıda Atos, Patoz ve Aramis i görüyorsunuz

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (2)

Ahmet Gümüş XT 600 (2003)
Tümer Tombuloğlu XT 600 (1997)
Cem Kirmacıoğlu Aprillia Capanord (2002)

Planımız kısaca şöyle;

Akçakoca-Ankara : Motor…250 km
Ankara-Erzurum : Tren…1000 km
Erzurum-Doğubeyazıt-Tebriz-Esfahan-Tahran-Hazar Sahilleri-Erzurum: Motor…4500 km
Erzurum-Ankara: Tren…1000 km
Ankara-Akçakoca: Motor…250 km

Toplam: 7000 km

Daha önce hiç yapmamış olmamıza rağmen Tren e motor yükleme ve trenle motor taşıma konusunda İkiteker forumlarından çok faydalanmıştık. Ancak eksik bilgi ile donatıldığımızdan tren biletlerimizi “Furgon” yani yük vagonu olmayan bir tren de ayırtmışız. Ne ise durumu erken farkedip düzelttik. Kars a giden trenlerden sadece “Doğu Ekpresi” nde yük vagonu var. Tren biletlerini almakta biraz da geç kalmış olduğumuzdan yataklı yerine ancak 6 lı kompartımanda yer bulabildik. Tanımadığımız 3 kişi ile 24 saat yolun nasıl geçeceğide merak konumuz idi.

Hareket Cumartesi günü sabah 10:00. Tren akşam 17:30 da gara gelecek. Biraz da emniyet payı vererek saat 10:00 da yola çıkıyoruz. Ankara rotamız eski E5 yeni D100 karayolu boyunca ve Lise-Üniversite yıllarında kamp yaptığımız yerleri (Çamkoru Civarı) ziyaret ederek ilerlemek.
( Lütfen aşağıda gördüğünüz kamelyaya geldiğinizde kapıyı kullanınız. Yoksa Ahmet gibi kafayı yarabilirsiniz )

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (3)

Geze geze Ankara tren garına 2 saat öncesinden geliyoruz ama Tren her zamanki gecikmesini yapıyor. Tren in en az 6 saat rötar yapacağını öğreniyoruz. Bunu önceden öğrenmemiz iyi oluyor ve daha ilk günden zamanı öldürmek için ver elini Kızılay. Yolculuktan önce biraz arpa suyu iyi gider, nede olsa İran da bulamayacağımız bir nimet (Yanıldığımızı sonradan öğreniyoruz tabi ) Yüklemede daha önce Ankaralı dostların yaptırdığı rampayı kullanacağımızı öğrenince Capanord için seviniyoruz. Bizim motorlar tüy gibi hafif 160 kg Capanort ise 220 kg birde iriliği düşünülürse bizi bu turda epeyce uğraştıracağa benziyor. Yani uzun lafın kısası keyfini Cem sürecek Tümer’le ben de hamallığını yapacaktık. ( Lütfen abi rencide oluyorum )

Kızılay turundan sonra gece trenimiz nihayet geliyor ve motorları rahat yükleyip iyice cam korkuluklarına bağlıyoruz. Depolar mutlaka boş olmalı, trenden indiğinizde nasıl çalıştıracağınız ise görevlileri ilgilendirmiyor. Motorları bağlarken gergi kayışlarını biraz gevşek bırakmak lazım yoksa 24 saat boyunca her darbede gerilen kayışların kopma ihtimali var. Motorları bağlamak için en ucuz çözüm eski bir arabanın emniyet kemerlerini kullanmak. Siz siz olun motorunuzun üzerini örtün çünkü tozdan üzerine oturulamayacak hale geliyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (4)

Bu arada motorlar bizden daha pahalıya seyahat ediyorlar. Kilosu Ankara- Erzurum arası 290 bin TL ; Bu Kırmızı motordamı 4 milyar diye sorunca evet dedik ama Cem bayağı bozuldu.)

Bu arada kabaca görev dağılımını da yapmıştık.

Ahmet: Kasa
Tümer: Öncü, Yol bulma rota çizme v.s.
Cem: Her türlü ayak işleri (Türkçe, İngilizce ve Almanca bilmeyen kişilerle iletişim kurma) Ayak işleri diyorsunuz, ama ileriki zamanlarda polisin elinden kurtarmam için az yalvarmadınız bana :)


2.GÜN

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (5)

Trende yatarak, kuşette kahvaltı yaparak ana istasyonlarda su doldurmak için çeşmelerde sıra bekleyerek geçti. Bu arada 6’lı kuşetli yer almamıza rağmen kompartımanda 3 kişi kaldık. Bilet alıpta gelmeyenlere buradan teşekkürlerimizi iletiyoruz, çok rahat bir yolculuk oldu.

Tren de çok güzel bir uyku çektik. Kısa zamanda Kompartımanımıza ısınıp orayı evimiz gibi sevdik. Ama yastıklarımız getirmeyi unutmuşuz. O yüzden şişme yastıklara mahkum kaldık.

Bu arada şişme yastık almadan önce lütfen kutusundan çıkartıp iyice kontrol edin. Sonra bizimkiler gibi üç beden küçük bebe yastığı çıkabilir. Diğer önemli nokta ise yanınıza kulaklık ve eğer TT gibi bi arkadaşınız varsa gaz maskesi alın :)

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (6)

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (7)

Akşam 22:30 gibi Erzurum’a indik motorları önce ön teker sonra arka teker prensibi ile 3 kişi indirdik. Endişelenecek kadar değilmiş ama bilin ki görevliler kesinlikle yardımcı olmuyor kazara motorun altında falan kalırsanız tarzan gibi bağırın Atatürk Orman Çiftliğinden belki fil mil gelir de kaldırır motoru üzerinizden, çünkü görevlilerin yardım edeceği yok ( Valla ne söliim ben hiç de endişelenmedim. Nede olsa canavar gibi iki tane adam var elbet benim motora da el atarlar eşek değil ya )

Direkt olarak Erzurum Öğretmenevi’ne gidiyoruz. Yemek için Tren de aldığımız tüyolar neticesinde Dönerci Canbabayı arıyoruz.( Diğer tüyolar ;Tatlı için Kılıçoğlu, Cağ Kebabı için Koç veya Gelgör) Gecenin bu saatinde açık dönerci olurmu demeyin. Saat 23:00 de Canbaba full çekiyordu ve biz çıkarken de daha insanlar gelmeye devam ediyordu. Gerçekten nefis döner yapıyorlar. Saat 00:00 da otelimize gidip kendimizi yataklara atıyoruz. Çünkü yarın sabah 5:30 tekerlek dönmeli. Amacımız erkenden sınırı geçerek akşam olmadan Tebriz de Tan ın yanında olmak.


3.GÜN

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (8)

Erzurum Doğubeyazıt arası çok rahat bir yolculuk yapıyoruz. Etraf yemyeşil hava gayet iyi ama asfalt ve yoldaki saldıran köpekler TR nin vazgeçilmez aksesuarları. (Aramızda köpekten en çok korkanın Ahmet olduğunu anladınız tabi ki) ( Ben de bunu anlamış değilim. Adamın evinin önünde boyum kadar kurt köpeği yatıyor ama köpekten korkuyor. Ne o abi bilmediğimiz bir şey mi geçti aranızda ) Onlarsızda yolun tadı çıkmıyor. Şu köpek kovucu kornalar işe yarıyor mu acaba? Sabahın köründe yola çıkmamızın doğal bir sonucu olarak sabah ayazında k*çlarımız donuyor ve mola vererek giysi takviyesi yapıyoruz. Sabahın körü olduğu için yollar bomboş ve hız yapmaya elverişli. 

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (9)

Ağrı tabelasının önünde fotoğraf çekip ihtiyaç molası veriyoruz :) Hava hala buz gibi.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (10)

(Lütfen vay ayılar vay demeyin. Adamcağız çok sıkışmış Hepimiz ihtiyaç giderdik ama hiç birimiz bu arkadaşımız gibi paparazzilere yakalanmadık. Paparazzi kim diye sormayın :) Yakalanan arkadaş Ahmet)

Foto: Fotonun nasıl bişey olduğunu tahmin edersiniz artık. Ayıp olmasın diye buraya koymuyorum

Doğubeyazıt’a yaklaştıkça Ağrı dağının müthiş görkemiyle karşılaşıyoruz. Ama fotoğrafını çekmiyoruz. İsteyen kendi gider görür.Geçen seneki gezimizde çekmiştik. İsterseniz oradan bakabilirsiniz.

Doğubeyazıtta Dolar Riyal paritesini öğrenip İshakpaşa sarayının muhteşem manzarasında soluklanıyoruz.
100 dolar = 890.000 Tümen. 1 Tümen = 10 Riyal. 1 Tümer = Dünyaya bedel :) 

Başka bir yerden dolar bozdurmanıza gerek yok. Türkiyede bulabileceğiniz en iyi dolar-tümen fiyatı Doğubeyazıt ta.

Doğubeyazıtta gidip bi İshak Paşamızı ziyaret ediyoruz. Özlemiştir bizi ama Saray kapalı dışarıdan bakınmakla yetiniyoruz. Yemek için durağımız Paraşüt’ün yeri. Kamp için ideal olanı bir aşağısındaki kamping ama oranında manzarası güzel değil.

İran turu boyunca pek bir sulu yemek yiyemeyeceğimiz için menemen söylüyoruz. (Yemek sonrası Ahmet motorunun bollaşan zincirini geriyor. Ben de oradan ahkam kesiyorum “olm o fren kaliperini tutan civatayı çok sıkma bak yalama olur. Ben benim motorunkini fazla sıkmıyorum aha bak diyecek oluyorum ki. Benim motorun Fren kaliperini tutan civatanın yerinde olmadığını farkediyorum. Cem ise bütün uyarılarımıza rağmen lastiğin içine basmak yerine top case ine koyduğu slime top case in içine akması sonucu oluşan pisliği temizlemeye uğraşıyor. Düşünsenize çantanızın içindeki yarım litre sümüğü temizlediğinizi ) Eksik tahtalarımızı (pardon civatalarımızı) Doğubeyazıt Otosanayinde tamamladıktan sonra sınıra doğru yola çıkıyoruz.

Biraz gecikmeli Gürbulak sınır kapısına geliyoruz öğle tatili nedeniyle birazda orada zaman harcadıktan sonra triptik için İş Bankasına 2200 $ yatırmamız gerektiğini öğrendiğimizde şok oluyoruz. Hiç beklemediğimiz bir depozito ödemesi ve beklemediğimiz bir zaman. Siz siz olun triptiklerinizi önceden almayacaksanız her türlü detayı iyice araştırın.Doğubeyazıtta Yapı ve Kredi bankası yok. İşlemleri İşbankasından yapmak zorunda kalıyoruz. Ayrıca Doğubeyazıttan motorların çalıntı olmadığına dair trafikten bir de belge almamız gerekiyormuş. Çünkü İran a giden arabalardan bazıları geri dönmüyormuş bir türlü.

İlk iki günde çoktan gecikmeler başladı. Bir şekilde paraları denkleştirip depozitoyu yatırmak için 35 km geri dönüyoruz trafikten belgeleri halledip turing kapanmadan yetişiyoruz. Bu arada sınır kapısı 24 saat açık ama turing mesai saatleri 8:30-17:30. Sevindirici haber İran a gitmek için ne idüğü belirsiz Uluslararası ehliyeti almak gerekmiyormuş. Eminmisiniz diye sorunca Turing görevlisi “bu kadar araba girip çıkıyor sor bakalım hangisinin uluslararası ehliyeti var” diyor. 160 milyondan yırtıyoruz böylece. Bütün İran turumuz boyunca zaten İran içinde kişi başı o kadar harcıyoruz zaten.

Sonunda her şey tamam ve kapıdayız. Bu noktadan sonra bize kısa bir süre eşlik edecek Hırvatistanlı bir motorcuyla tanışıyoruz. Motorunu kendi toplamış şasi başka, far başka motor başka bir marka. Trafik Mühendisi Aleksander. Bir tek kot pantolon, deri ceket ve top case başka bir şey yok. Üstelik kekeme ve İngilizceside çok kötü. Hadi hayırlısı umarım başına İranda bişey gelmez. Helal olsun ona. Türkiye de benzin çok pahalı diye yakınıyor. Üstelik Doğubeyazıtta depoyu fullemiş. Olm Aleks bak bizim depolarda 3 damla benzin kaldı. Bazargan da dolduracağız diye.

Bizde ise iç lastikten debriyaj teline kadar yedek le donatılmış bir yük. Aşağıda Aleksander ın motorunu görüyorsunuz.Geri planda Cem in Capo su.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (11)

Sınırda İran tarafına doğru çektirdiğimiz başka bir fotoğraf. Üstte Hamaney ve Humeyni nin resimleri. İranda nerede ise bütün devler binalarının cephesinde bu iki kişinin fotoğrafı var.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (12)

Bir iki pasaport kontrolünden sonra triptiklere bakıldı, çantalar aranmadı ve İran dayız. İlk gün gidebileceğimiz noktanın sınırın hemen yanı başında olan Makü olduğuna karar verip otel arıyoruz benzin problem değil artık bedava denilebilir motorlar farklı yakmasına rağmen tüm depoları ortak kasadan dolduruyoruz. ( İran yerine Avrupa turu yapsaydık eminim bana ayrı ödetirlerdi ) (Tabi ki öyle yapardık Cemciğim)

1 litre benzin 800 Riyal yani 0,132 YTL. 3 motorun deposunu 5 YTL ye dolduruyoruz. Sudan ucuz dedikleri bu olsa gerek dedik ve ilk pet şişede su aldığımızda bunun doğruluğunu tespit ettik.

1.5 lt su 300 tümen. Baba biz o paraya 3.75 lt benzin alırız.

Kişi başı 30000 Riyale (3000 Tümen) kalıyoruz ve 3 kişi kebaplı salatalı 3000-4000 Tümen’e yani 5-6 milyona doyuyoruz. Güzel… bu tatil baya ucuza gelecek bize. Otel gecenin o karanlığında bulabildiğimiz yegane yer. Biraz daha arasaydık eminim daha güzel bir yer bulabilirdik. Size bizim kaldığımız otelde kalmanızı öneremeyeceğim. Adı Otel Lale. (Unutmadan söylemeliyim eğer Uluslar arası hatta açık bir hattınız yoksa yanınıza muhakkak şu kısa mesafeli telsizlerden alın İran da birbirini kaybetmek çölde susuz kalmak gibi bir şey. Bu da şu demek oluyor; biz birbirimizi kaybettik ) Kendimiz için rahat bir gece olduğunu söyleyemeyeceğim ama motorlar otelin salonun gayet rahat ve emniyetli bir gece geçirdiler.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (13)

Gece yemekten sonra gezecek bir yer arıyoruz. Biraz önce tıklım tıklım olan sokaklar bomboş. Sadece lunapark açık. Lunaparkda ki kalabalığın arasına karışıp Dönme Dolaba biniyoruz ve 2 şer bardak Buzlu Kavun Suyu içiyoruz. Lunaparkta kocaman bir dağcı heykeli var. İran da dağcılık atasporu sayılıyor ve pek çok dağcı var.Lunapark çok kalabalık kızlı erkekli gruplar geziyor. Bayanların başları kapalı ama bizdeki gibi sıkmabaş değil. Paten pisti var. Bir sürü paten yapan genç var. Buzlu kavun suyu Süper!

Gece yollar vızır vızır, İran a has oto markalarıyla tanışıyoruz. Saipan, Paykan, Peugeot Pars, Zamyad Etrafta bir sürü motor var hepsi küçük hacimli. polisler bizi durduruyor ama muhabbet etmek için.

Otel çok sıcak pencere ardına kadar açık ama hava akımı oluşmuyor. Gece odanın kapısı ardına kadar kapı açık yatıyoruz. (Bunun sebebi sadece sıcak değil TT faktörü. Anlayın siz artık ne kadar güvenli olduğunu.) (Cem! sende bizi Gazman yaptın ya hadi hayırlısı )


4.GÜN

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (14)

Gece çok sıcak geçiyor. Odanın tüm gün güneş almasından dolayı olsa gerek çünkü henüz güneye inmedik. Sabahleyin kahvaltı bile yapmadan apar topar yola çıkıyoruz. Bir kenara not edin. Maku ya giderseniz, çok zorda kalmazsanız Hotel Laleh de kalmayacaksınız.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (15)

Gecenin karanlığında nasıl bir yer olduğunu kestiremediğimiz Maku aşağıdaki fotoğrafdan da anlayabileceğiniz üzere İki dağın arasındaki daracık alana konuşlandırılmış bir şehir. Orta büyüklükte. Ve içinden filmlerde görebileceğiniz güzellikte bir kanyon geçiyor. İnanılması zor ama doğru.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (16)

Tebriz’e doğru yola çıkıyoruz. Gayet temkinli bir sürüş yaparken yolda polisler bizi durduruyor. (İranda polise nasıl rüşvet veriliyor acaba?) Gayet güler yüzlü nereden gelip nereye gittiğimizi soruyorlar. Onlarda radar kontrolü yapıyorlarmış. Radar cihazı ve cezayı kesen araba aynı. İran da yol polislerinin arabaları genelde Mercedes. Yok bunlar eskidi artık yenileri BMW olacak diyorlar.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (17)

Türkiye deki durumu anlatıyoruz. Önde sivil bir araba tuzak kurar arkadaki ekip de cezayı basar diyince. Hehehe rüşvet çok alıyorlardır diyor. Biz İranda rüşvet almayız diyorlar ama Türk Kamyoncular onlarla pek aynı fikirde değil (Ahmet le Cem yüzsüzlük edip radar cihazı ile yoldan gelip geçenlere bakarken benim muhabbet ettiğim polis fındık fıstık ikram ediyor bana. Motorlar için hız limitini sorduğumda 150-160-180 diyor bana. Dalga geçiyor galiba diye düşünüyorum.)

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (18)

80 km sonra aklıma gelen en önemli şeyi arkadaşlarla paylaşıyorum; “Arkadaşlar siz pasaportunuzu otelden aldınız mı?” cevap “HAYIR!”. Sabah acele ile otelden ayrılırken pasaportlarımızı unuttuğumuzu farkediyoruz. Yabancı bir ülkede yapılacak en kötü hata. Önce en iyi ve rahat olan Capanord araç olarak seçildikten sonra ben de binici olarak tayin edilip (kurban desek daha doğru olur ) (Bu da Capanord un ne kadar konforlu bir ulaşım aracı olduğunun bir ispatı. Motorum diye söylemiyorum,otoriteler söylüyor )

150 km extra yol yapmayı kabul ediyorum. Capanord 180 km/saat hızda giderken manyak gibi benzin tüketmenin dayanılmaz hafifliğini hissediyorum. Tabi bu durum İran sınırlarında hiç kimseyi rahatsız etmediğinden pek önemli değil. Bol güneşli bir yolculuktan sonra pasaportları alıp tamamen çayır çimen dinlenmiş arkadaşların yanına geliyorum.

Ahmet i beklerken Qareh Zia’Od din denen yerde bizde İran lılar ve yaşam tarzları hakkında bilgiler ediniyoruz. Cep telefonlarımız bir türlü Uluslararası dolaşıma açılmadığından Telefon edecek yer arıyoruz. Kartlı Telefon makinaları olmasına rağmen uluslararası görüşmeleri bu telefonlardan yapılmıyor. Muhaberat denilen postanalere giderek oradan bağlatıyoruz Türkiye telefonlarını. 3 Dakikası 500 tümen (800 Bin TL)

Maku Tebriz yolunun kesişim noktasında soğuk su, İran bisküvisi, Zam Zam kola (Zem Zem diye okunuyor) ile kahvaltı yapıp dinleniyoruz. Fotoğraf çektiriyoruz.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (19)

Ahmet 150 km gayet hıslı katedilmiş bir yoldan geldiğinde Cem le ben ise 1.5 saatlik bir molanın ardından gayet dinlenmiş bir şekilde yola devam etmek istiyoruz. Ahmet bozuluyor.

“Çok dinlendik yola devam edelim”. İşte takım ruhu bu olsa gerek!!! Askerde kepi yurt dışında da pasaportu kaptırmeycen. Bide arkadaşını iyi seçecen.

1.5 saatlik bir kayıp dan sonra yola tekrar çıkıyoruz. Hava yavaş yavaş ısınmaya başlamış. 100 km lik aralar ile durduğumuz uygun yerlerde mola veriyoruz. Molalar çok iyi geliyor doğrusu.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (20)

Tarımsal alanları sulama amaçlı açılmış kuyulardan buz gibi sular akıyor ve sular içilebilecek kadar temiz.

Öğleden sonra Tebriz’deyiz. İki teker fan klüp sayesinde tanıştığımız ve bizi ağırlamayı kabul eden Tan ERDEM ile irtibata geçiyoruz.

Tan ı beklerken İran a özgü enterasan yiyecek içeceklerle karşılaşıyoruz. Yol kenarında bir çocuk akvaryum un içine koyduğu garip birşeyleri satıyor. Ben akvaryumun içinde olduğundan, bide görünüşlerinden çocuğun sattığı şeyin balık yemi olduğunu zannediyorum ama meğerse insan yemi imiş. Buz İran da standart aksesuar.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (21)

Bu satılan şey bir içecek. Tadına bakmak lazım ama önce içindekiler nasıl görünüyor biraz zoom yapalım. Susama benzer bişeyler. Bakterilere mikroskopla baktığınızda gördüğünüze benzer bişeyler ve şeffaf bir sıvı. Bişeyler yazıyorum çünkü isimleri çok karışıktı aklımda kalmamış. Küçük bir yudum alıyoruz ve tadına bakıyoruz.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (22)

Tatlı, hemde çok. Bakteriye benzeyen şeyleri dişimle ısırıyorum. Bitkisel bir tat geliyor. Bir meyvenin çekirdekleri imiş bunlar. Susama benzeyen şeyleri yakalıyamıyorum dişlerimle. Kaçıp duruyorlar sağa sola. Fondip yapıyorum. Enteresan bişey.

Tan ın çalıştığı yer Tebriz in biraz dışında hava alanı girişinde buluşmak için sözleşiyoruz. Beklerken motorlara kısa bir kontrol. Haydaaa benim motorun 2 civatası daha düşmüş bu gidişle motoru İran ın her köşesine serpiştireceğim Türkiye ye götürecek bişey kalmayacak geriye :( Bu seferkiler Eksoz susturucusunu tutan vidalar. Onları da tamamlıyoruz bir yerde.

Tan hızır gibi gelip bizi çalıştığı fabrikada kaldığı KLİMALI süitine getiriyor. Yolda da bize fotoğrafçılık yapıyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (23)

İşe gitmesi gerektiğini söyleyerek bize emanet ediyor evini. Sucuk pişirmek için elimi attığım tavadaki yağı dökerek adamın mutfağını alt üst ediyorum.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (24)

Sonra sazı Ahmet e veriyorum. Ahmet bu işlerin ustası. Cem ise sadece yemeyi biliyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (25)

İki günde hasret kaldığımız Türk sucukları ile yaptığım tostlar parmak ısırtıyor. Banyo Internet v.s gibi ihtiyaçlarımızı karşılayıp Tan’ın çalıştığı fabrikayı geziyoruz. Tan grafiker olarak çalışıyor. İran da yediğimiz bütün bisküvi vs nin ambalajlarının basıldığı matbaada çalışıyor. Sağdaki Tan. Tan Eski EC zamanından arkadaşların tanıyacağı Cüneyt Karakahya nın da arkadaşı Cüneyt de 1 ay öncesine kadar aynı fabrikada çalışıyormuş.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (26)

Tümer, Ben ve Tan.

Bunlar da basılmış bisküvi ambalajları

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (27)

İrandaki bisküviler ya muzlu yada limonlu. Limonu acayip seviyorlar etle bile limon geliyor. Limonu etin üzerine sıkıyorsunuz. Fındık, fıstık, çekirdekler bile limon sosu ile yapılıyor. İlk başlarda hoşumuza gitsede bir süre sonra gına geliyor bize.

Motorların ayakları asfalta basıyor diye kafanız rahat uzaklaşmayın 40 derece gibi yüksek sıcaklarda asfalt eriyor ve ayak içine gömülüyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (28)

Akşam yemeği için yola çıkmadan önce Tan ve arkadaşları ile fotoğraf çektiriyoruz. Aşağıda Ataberk var. Ataberk in Türkçe si gerçekten çok iyi.Ona kırk yıllık motoruymuş gibi motor üzerinde poz vermeyi öğretiyoruz. (Sol ayak yerde, sağ ayak frende, debriyaj çekili, ön fren sıkılı Tabiki herkes Capo nun üzerinde fotoğraf çektirmek istiyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (29)

Akşam yemeğine Motorlarla gideceğiz. Tan İran a motorunu götürmemiş. Özlemiştir motor sürmeyi diye Ahmet motorunu ona veriyor. Ataberk Cem in arkasında, Ahmet benim arkamda Tebriz’de akşam turu attıyoruz. Ahmet elinde fotoğraf makinası yolda gördüğü ilginç görüntüleri kaydediyor. Aşağıdaki fotoda en arkadaki İsmail YK kılıklı arkadaşın pozuna dikkatinizi çekerim. Şimdi hemen 3 kişi kasksız motora biniyorlar. Cıkcıkcık olurmu böyle şeyler falan demeyin. Daha neler vardı neler. 

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (30)

Buda güzel bir ikiteker fotosu

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (31)

Tebriz, İran ın en büyük şehirlerinden bir tanesi. Halkın sosyal yönden katılabileceği bir sürü aktivite bulunuyor burada. Okumuş insan sayısı da oldukça fazla.

Şehrin en önemli yeri ise onların Feleke, bizim meydan dediğimiz yer. Özellikle de akşam olunca İran gençleri arabalarına atlayıp bu meydanın etrafında defalarca dolaşarak İran kızlarına kurlar yapıyorlar. Gözlerine kestirdikleri kızlardan da eğer bir işaret alırlarsa, önceden hazırladıkları kartvizitlerini yanlarından geçerken ellerine tutturuyorlar. Kızlarda beğenirlerse telefonla arayıp gizli gizli buluşuyorlar.Sonuçta siz ne kadar fark edemeseniz bile etrafta mollalar ver devrim muhafızları dolaşıyor. Bu yüzden bir kızla konuşabilmek o kadar kolay olmuyor.

Motorlarımızı çekip feleke etrafında bir kaç turda biz atıyoruz. Tabi bizim amacımız kızların eline kartvizit vermek değil, çevreyi tanımak oluyor.mağazaların vitrinleri bizlere hiç yabancı değil. İran bizim beklediğimizden çok daha modern ve geniş bir kültüre sahip. Sadece üzerlerinde bulunan devlet baskısı onları biraz kısıtlıyor. Vitrinlerde iç çamaşırlarını hatta tangaya kadar bütün her şeyi görebiliyorsunuz. Kıyafetlerde aynı bizim gibi normal. Şehir merkezlerinde çarşaflı görmek pek mümkün değil genelde kırsal bölgelerde yani küçük kasabalara da ağır basıyor kara çarşaf. Kadınları burada çok güzel giyimli ve bakımlı. Makyaj konusunda bizim kadınlarımızdan daha bonkör davranıyorlar itiraf etmek lazım.
Elektronik eşya konusunda büyük heveslerimiz vardı ama burada bizden daha pahalı olduğunu görmek bu hevesimizi kırdı. Cep telefonları ve hatlar çok pahalı. Buna rağmen hemen herkes cep telefonu kullanıyor.

Etrafta dönüp dolaşan arabaları görünce pego ağırlıklı ve kendi ürettikleri Peykan’dan Nissan Patrow a kadar her çeşit mümkün.yani burada her keseden insan yaşıyor. Hala anlayamadığım şey ise bu ülkede nasıl oluyor da bu trafik hiç tıkanmıyor. Hiç kimse hiçbir kurala uymuyor aksine tam tersini yapıyor. Geceleri kimse arabalarının farlarını yakmıyor park lambalarıyla ilerliyorlar. Tünellerden geçerken yine aynı, farlarını açmıyorlar. Arabalarının sinyallerini kullanmak yerine, dönüş yapmak istediklerinde kollarını camdan sallıyorlar. Yani değişik bir trafik anlayışları var. Şehir turu karnımızı acıktırıyor ve kendimizi hemen bir fast food salonuna atıyoruz. Servis pek hızlı olmasa da yiyecek konusunda oldukça bonkör davranıyorlar.

Tanıdığımız bir şeyler yiyoruz Hamburger ve Patates Cipsi ve yanında Zam Zam Cola

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (32)

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (33)

(Yalnız adamların fast food anlayışları bizimkilerden farklı, sakın şaşırmayın. Tümer arkadaşımızın ısmarlamış olduğu fried chicken mönü olarak adamlar bir köy tavuğunu bir enlemesine bir de boylamasına kesip önünüze sunuyorlar )

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (34)

Yemek yediğimiz yer bir Azerinin fastfood cusu. İran standartlarına göre çok güzel bir yer. 

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (35)

Önde Ahmet in motoru ile Tan arkada Tümer

Girişteki Otomatik kapının markasına dikkatinizi çekerim.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (36)

Yemekte hararetli yol planları yapıyoruz. Tan ın Çalıştığı işyerinin sahiplerinden birinde bizdeki Köy Köy Türkiye Yol Atlasına benzer bişey var ama tamamı Farsça. Bu yüzden biz planlarımız Hem farsça hem İngilizce olan haritanın üzerinden yapıyoruz.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (37)

Tebriz’e kadar geldik ama hala halkla Türkçe konuşabiliyoruz. Her yerde Azeri var. Halk çok ilgili adres sormaya gelmiyor size yolu kendi aracıyla 15-20 km yol kat ederek gösteriyorlar. Hem büyük hacimli motorlara hem de Türklere ilgi büyük. Yavaş yavaş Riyale (Tümen=Riyal/10) alışıyoruz. Elimde bir tomar para ile dolaşıyorum ama sürekli tükeniyor. Kesinlikle Riyal için ayrı bir cüzdan (çanta) hazırlamalısınız. Banknotların üzerinde ingilizce de yazıyor fakat metal bozukluklar için biraz Farsça bilmek gerekiyor. En azından 1 den 10’a kadar sayıları bilmeniz yeterli.

Neşeli bir şekilde istirahat e çekilmek için Tan ın bize tahsis ettiği odamıza dönüyoruz.
Odada iki kişilik bir yer yatağı ve tek kişilik çekyat vardı. Biz yine kura çekip tek kişilik yatakta kimin yatacağını belirlemeye çalışıyorduk. Ama asıl amaç farklıydı. Burada hem tek yatmak avantajlıydı hem de Tümer ile yatmamak.Çünkü Tümer tam bir gaz man dı ve sabaha kadar durmadan odanın iklimini değiştiriyordu. Tabii böyle bir insanla yan yana yatmak ne kadar iyi olabilirdi ki. Şans bu sefer Ahmet ten yanaydı ve maalesef Tümer ile yatma işi bana kalmıştı. Zorda olsa bu görevi üstlenmiştim ve Tümer ile geceyi geçirmeye razı olmuştum.
Mümkün olduğunca yatağın en uç köşesinde kalarak uykuya dalmıştım.Ondan sonra neler oldu hatırlamıyorum tabii. Hatırladığım tek şey sabah uyandığımızda boğazlarımızda oluşan yanma hissiydi.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (38)

Tümer le paylaştığım yer yatağı


5.GÜN

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (39)

Sıcaktan daha az etkilenmek için sabah 5 gibi hazırlanıyoruz. Güzel ve serin bir yolculuktan sonra Zanjan’a geliyoruz.

Tebriz – (İranlılar Tabriz diyor) Tahran (İranlılar Tehran Diyor) arası yol kamyon trafiği açısından oldukça hareketli. Daracık virajlarda her an karşıdan iki kamyon yanyana gelebiliyor. Yol tek şerit. Öncü gittiğim için gayet dikkat ediyorum ama 3 defa karşıdan hatalı sollama yapan kamyonlarla karşıkarşıya geliyoruz. Allahtan yollar geniş ve motorluyuz kendimizi emniyet şeridine atıyoruz. En sonuncusuna yolun çok dar bir kesiminde denk geldik yolun dışındaki toprak alana çıkmak zorunda kaldık ezilmemek için. Şehir içlerindeki trafik rezaletini saymazsak İran da karşılaştığımız en kötü ve kalabalık trafik bu arada.

Bitki örtüsü ve coğrafya bizim içanadolu bölgesi ile aynı, hatta tarlalarda çalışan insan manzaraları bize Türkiye deymişiz duygusu yaşatıyor. İranlıların çoğu esmer.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (40)

Aynı yerde motorlarımızın fotosu.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (41)

Zanjan girişinde önümde seyreden paykan ın aniden yavaşlaması sonucu aramızdaki takip mesafesi ciddi bir şekilde azalıyor. Ama çarpmıyorum. Fren lamnasına alışık olduğumuz için İranda arkasındaki hiçbir lambası çalışmayan arabalara alışmamız lazım.

Her yerde olduğu gibi burada da bizi motorcular karşılıyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (42)

Bu seferkiler biraz profesyonel çünkü bunlar hem motosiklet tamircisi hem de motokros yarışçısı.

Bakkaldan aldığımız nevalelerle bir parkta oturup Jabbar ve arkadaşları ile kahvaltı yapıyoruz. Jabbar Türkçe bilmiyor ama tarzanca anlaşıyoruz. İran da yazın şehir içlerinde hemen hemen her park da çimlerin üzerine kurulmuş çadırları görmeniz mümkün.

Jabbar Bayat bizi kendi imkanları ile yaptıkları motokros pistine götürüp iki zamanlı krosuna binmemize izin veriyor.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (43)

Sadece 10 dk’lık pist turundan sonra ellerim titremeye başlıyor, bizim motorlara hiç benzemiyor. ( Yalnız senin o rampadan zıplayışın hiç aklımdan çıkmayacak Ahmet ağabeycim) 

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (44)

Jabbar ve arkadaşları İran da düzenlenen motokross yarışlarınada katılıyorlarmış. Bu adamlar motorla düz duvara tırmanıyorlar desem yeridir.

temmuz-da-iran-cok-sicak-oluyor-bolum-1 (45)

Şehrin 20 km dışında restore edilen tarihi camiyi ziyaret ediyoruz. Iran’da hemen hemen herkes adres sorduğunuzda tarif etmek yerine sizi bizzat aracıyla escortluk yaparak getiriyorlar. Bunda akaryakıtın sudan ucuz olmasının da etkisi tabi. Jabbar bize kültürel geziyi de yaptırdıktan sonra Zanjan’a dönüyor.

The following two tabs change content below.