Yaaylalar… Yaylaalar…

Bu yazıyı paylaş...Share on Facebook0

Bazı arkadaşlarımızın, mecburiyet dedikleri protokol düğününde bulunmak zorundalıklarından dolayı “böyle bir cümle var mı?” neyse anladınız siz onu…

Bu muhteşem yayla gezintilerinden mahrum kalmanın vermiş olduğu üzüntüyü, izledikleri bu görüntülerden sonra yüzlerinden okuyabilirsiniz.

Geziye, Cumartesi günü çalıştığımdan dolayı saat 17:00’den sonra katılmak zorunda kalıyorum.
Tabi o saate kadar Tümer Bey Abimiz boş durmamış, bizim için baya görüntü kaydetmiş. Ben o saatler arası ile ilgili pek yorum yapamıyorum. Bu sebepten dolayı Tümer, sarı renkli yazılarla gezinin kendisine ait bölümünü anlatıyor. “ben de baya bir şey kaçırmışım doğrusu”

Cem KIRMACIOĞLU gururla sunar…

yaylalar-yaylalar (1)

İşte gezi rotamız. Bundan sonrasına bakmanıza gerek yok sanırım. Hani ağzınız falan düşer ya, ondan :)

Fotoğrafa sığmayan tatlı tabağı soldadır efendim. Bu kadar az mı yedin demeyin diye ekleme gereği duyuyorum :) Berceste nin kahvaltıları süperdir. Eskiden kayağa giderken hafta sonları takılırdık.

Yediğin içtiğin sana kalsın. Sen bize gördüğümüz şeyleri anlat :) Afiyet olsun abicim…

Bolu’dan Gölcük’e çıkıyorum.

Sabah erken olduğundan henüz ana baba günü olmamış Gölcük. Yukarıya doğru yola devam…

Beşpınar Yaylası’na girip Mountrain’e varıyorum.
Burası her türlü eğlence düşünülmüş, insanların gayet rahat bir şekilde doğa ile iç içe olabileceği bir yer. Bizim gibi dağ adamlarına göre değil yani. Çünkü çok rahat. Genellikle ilk kez kampa gelecekler için falan ideal.

Yağmur yağarsa üzerine kelebeklerin konduğu bu barakaya kaçıyorlarmış.

Ben bu çadıra bayıldım yahu.. Bizim kamplarda kullanamayız mı bunu :)

Üzerinde maymun köprüsü olan yapay göl.
Flying fox (yani biz öyle derdik eskiden) kamplarda kendimiz yapardık. İki ağaç arasına gerilmiş eğimli bir halatta makara ile karşıya kayma. Halat ne kadar eğimli olursa adrenalin o kadar bol olur.

Abi, buraları tam bana göre. En kısa zamanda evribadi buradayız. Okey?

Oyunlardan birisi bu ağaç kirişleri. Dubaların üzerine koyarak köprü inşa etmeye çalışıyorsunuz.

Kampın müdavimi “Ayaz”

Abi bu atılan mı, yoksa katılan cinsten mi?

Kampın bekçisi Hüseyin Abi, bana kendi yaptığı hedikleri gösteriyor. Bizim oralarda buna “Ayı ayağı” derler.

Yolun devamında yaylalarda genelde görülmeyen bir kalabalık. Bıyıklı Yaylası bayramı varmış o gün, pilav pişireceklermiş. Öğlen olmuş karnım da açıkmıştı.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın; (Kaşıklara yazık olmasın diye yedim vallahi)

Tamam afiyet olsun da, beleş yemek bulduğuna sevinmenin bu kadar belli edildiğini de ilk senden görüyorum beyaaa :)

Bıyıklı Yayla’ya veda edip Seben’e doğru devam ediyorum. Yolda enfes bir viraj.

Oradan çubuk gölüne geçiyorum. Etrafta yeldeğirmenleri var ama ne Don Kişot ne de Sanço ortalarda görünmüyor :)

Bu yeldeğirmenlerinin burada ne işi olduğunu tahmin edebilen olacak mı bakalım aranızdan.

Çubuk gölünde balık tutanlardan yol tarifi alıyorum. Karşıdaki dağın tepesinde yayla varmış. Oradan Dokurcun’a iniliyormuş. Kör istemiş bir göz Allah vermiş iki göz. Yol bozuk diyorlar. Oh oh daha iyi.

Dağa çıkarken dönüp Çubuk Gölü’nü tepeden fotoğraflıyorum.

Sülüklü Göl.

yaylalar-yaylalar (39)

İşte tam burada devreye ben giriyorum. Tümer beni Samandere Şelaleri’nde karşılayacak. Akşam için gerekli hazırlıklar yapılıyor ve depomu herhangi bir ihtimale karşı fulluyorum.

yaylalar-yaylalar (40)

Ve karşıladı… Pek memnun kendileri :)

yaylalar-yaylalar (41) yaylalar-yaylalar (42)

Yolda ağırlık yapmasın diye Topcase mi almadığımdan, nevaleleri oraya buraya bağlamak zorunda kalıyorum. Gerçi bu biraz işime de geldi. Ekmek poşeti eksoza yakın olunca, akşam fırından çıkmış gibi sıcak ekmek yemiş olduk.

yaylalar-yaylalar (43) yaylalar-yaylalar (44)

Havanın kararmasıyla kamp alanına giriyor ve ateşimizi yakıyoruz. Burası Odayeri Yaylası nearları Torkul Göleti.

yaylalar-yaylalar (45) yaylalar-yaylalar (46)

Burada o kadar mükemmel bir atmosfer var ki, kendimi korku filmlerinde ormanda kaybolmuş biri gibi hissediyorum.

yaylalar-yaylalar (47)

Dolunay’ın görüntüsü harika! Gece ormandaki bütün canlıların seslerini, mükemmel bir akustik ile duyabiliyorsunuz.

yaylalar-yaylalar (48)

Gece uyuduğumuzda saat 02:15 civarıydı. Şimdi sabah saat 07:00 Buna rağmen dinç ve dinlenmiş bir vaziyette uyanıyoruz.

yaylalar-yaylalar (49) yaylalar-yaylalar (50) yaylalar-yaylalar (51) yaylalar-yaylalar (52)

Bir an önce toparlanıp yola koyuluyoruz. Önümüzde daha göreceğimiz bir sürü yayla var.

Kekik Düzü Yaylası

yaylalar-yaylalar (56)

Burada GPS olmasına rağmen nasıl kaybolduk hala anlamış değilim. Allah’tan yaylada insanlar var. Sağ olsunlar bize yol tarifinde bulunuyorlar.

yaylalar-yaylalar (57) yaylalar-yaylalar (58) yaylalar-yaylalar (59) yaylalar-yaylalar (60) yaylalar-yaylalar (61)

İşte duygunun sanata yansıması

yaylalar-yaylalar (62)

yaylalar-yaylalar (65)

Pürenli Yaylası

yaylalar-yaylalar (67) yaylalar-yaylalar (68)

yaylalar-yaylalar (70)

Kahvaltı ateşi için Tümer abimiz odun toparlıyor

yaylalar-yaylalar (71) yaylalar-yaylalar (72)

Ben de meşhur ateş uzmanı olarak işe el atıyorum.

yaylalar-yaylalar (75) yaylalar-yaylalar (76) yaylalar-yaylalar (77)

Bunlar sanatsal fotoğraflar…

yaylalar-yaylalar (78)

Ve bu da bizim kahvaltımız.

yaylalar-yaylalar (79)

Nımmınımıımınımıınımımım

Rakımın yaklaşık 1700 lerde olmasından dolayı gölge kesimlerde yollar hala kurumamış ve hava gerçekten müthiş serin. Burası bize eziyetti gerçekten…

yaylalar-yaylalar (85) yaylalar-yaylalar (86)

Bu köpeğe dikket edin. Tümeri biraz kokladıktan sonra ayağına işiyor.
Abi olmaz böyle bir şey yaa… Adamı ağaç mı zannetti artık neyse bende anlamadım.
Boyutlarından dolayı öyle rahat “kışşş!” denecek bir köpekte olmadığından, Tümer WC görevini istemeden de olsa kabul ediyor. Ne acı :)

yaylalar-yaylalar (87) yaylalar-yaylalar (88) yaylalar-yaylalar (89) yaylalar-yaylalar (90)

Kardüz Yaylası. Abii muhteşem ötesi bir duygu desem…

Burada da baya zorlandığımı söylemek isterim. Yolun bittiği bir yerde kendimize yeni yollar açmak zorunda kalıyoruz.

yaylalar-yaylalar (95) yaylalar-yaylalar (96)

yaylalar-yaylalar (98)

Kardüz’den iniş… Gölyaka’ya doğru çok güzel köyler var.

yaylalar-yaylalar (99) yaylalar-yaylalar (100) yaylalar-yaylalar (101) yaylalar-yaylalar (102) yaylalar-yaylalar (103)

yaylalar-yaylalar (105)

Buradan Gölyaka’ya Osman Abimizi ziyarete gidiyoruz. Kendisi köpek yarıştırıyormuş da, bizi aramış idi :)

Bir başka serüvende buluşmak üzere… Hoşçakalın….

The following two tabs change content below.